25 Mayıs 2013 Cumartesi

ÇANAKKALE ŞEHİTLERE SAYGI TURU 23-24 MART 2013

Çanakkale 18 Mart Bisiklet grubu başkanı Murat Varol'un düzenlediği bir etkinlik.1.nci gün Çanakkale içersinde 2nci gün karşıda şehitlik bölgesinde turladık.Yaklaşık 800 kişinin katıldığı muhteşem bir organizasyon.


SİLİFKE-MERSİN TURU AĞUSTOS-2012

Ağustos-2012 de tek başıma Silifke'den Mersin'e gidip bir gece yatıp geri döndüm.Mersin'de Pelin ve Kutay ile buluşup perşembe akşamı turumuzu yaptık.Tek başıma dedim ama giderken lastiği patlayan bir Belçika'lıya yardım ettim ve yaklaşık 20 km pedalladık.Karavanın'da eşinin ikram ettiği kahveyi içip devam ettim.Dönüşte ise Mersin'de okuyan iki genç ile 20-25 km pedalladık.Yani tek başıma çıktığım turda pek tek kaldığım söylenemez.

KATLA GEL - AKYAKA-MUĞLA ( 26-28 Nisan 2013 )

Markası ne olursa olsun sadece katlanır bisikletlerin katılabildiği Katla gel Akyaka'ya etkinliğinde bir araya gelen 25 harika insan 3 gün boyunca unutulmaz saatler geçirdi.Bu na vesile olan Serkan Taşdelen kardeşime çok teşekkür ediyorum .

24 Mayıs 2013 Cuma

ESKİŞEHİR TURU

Devlet demir yolları istediği kadar kendini çağdaş ve Avrupa ayarında zannetsin bisikletleri almadığı sürece benim gözümde hiç değeri yoktur.Benim ona değil onun bana ihtiyacı var.Çünkü ben bisikletim ile onun götürmediği her yere gidebilirim.
Buradan hareket ile 7 arkadaş
Kaya Palancılar
Barlas Palancılar
Özgür Tuğrul
Çağlar Kılınçarslan
Pelin Aksoy
Alp Aydos
Kaan Çetin
Bir sabah erken saatte Ankara'dan hareket edip bir gece Sivrihisar'da yatarak Eskişehir'e pedalladık. Bu seyahatimiz esnasında Hürriyet Ankara bizi hep haber yaptı.Ayrıca Eskişehir'li bisikletçi arkadaşlarla da tanışma fırsatı bulduk.Döndükten sonra Hürriyet Ankara ekinde tam sahife haber olduğumuz sahifenin yanındaki sahifede yarım sahife olarak DDY nın haberi de vardı.Biz hızlı trene almadıkları için Ankara'dan Eskişehir'e pedalladık derken DDY genel müdürü Avrupa'nın en iyi demiryollarından olduklarını iddia ediyordu.Yorum sizlerin.











İZMİR TURU:2011-EYLÜL


Ankara'dan tren ile İzmir'e gidiş
İzmir'den hareket ile Foça'ya gidiş 2 gece Foça'da konaklama
Foça'dan feribotla Karaburun-Mordoğan'a geçiş ve Çeşme'ye pedallama,2 gece Çeşme'de konaklama
Çeşme'den Seferihisar üzerinden Gümüldür'e geliş bir gece konaklama
Kuşadası'na geliş ve bir gece konaklama
Didim'e geliş ve otobüs ile akşam Ankara'ya dönüş
Katılımcılar:
Kaya Palancılar
Barlas Palancılar
Özgür Tuğrul
Uğurcan Ateş
Alp Aydos











BABA-OĞUL TURU 1.ETAP İSTANBUL-ÇANAKKALE ( 17-20 Mayıs 2012 )

     Bu gezimizin amacı Çanakkale savaşı esnasında şehit düşen 50 İstanbul Erkek Lisesi öğrencisine her sene 18 Mayıs gecesi saat 03.00 de yapılan anma törenine katılmak için İstanbul'dan Çanakkale Kaba tepe'ye bisikletle gitmekti.
Son dakikada çıkan aksilikler yüzünden ben  sadece oğlumla pedallamak durumunda kaldık.
     Ankara'dan İstanbul'a bizi götüren otobüsten sabah 06.00 da Esenler otogarında indik.
Bakırköy üzerinden indiğimiz sahil yolunda yaptığımız kahvaltıdan sonra E-5 yolu ile küçük ve büyük Çekmece üzerinden öğleye doğru Silivri'ye geldik.
Nefis bir karadeniz pidesinin üzerine sahildeki çay bahçelerinde içilen çayların bardağı soğumadan Tekirdağ yolunu tutmuştuk bile.Yola çıkmadan face'den tanıştığımız Tekirdağ'lı bisikletçi Dinçer Yücelten bizi yolda karşılayıp yazlık evinde misafir etti.
Ertesi sabahta yaklaşık 6-7 km bizimle pedalladı sağolsun varolsun.Yine Tekirdağ'lı bir başka arkadaşımız İslam beyin çizdiği rotayı takiben İnecik'te ana yoldan ayrılıp Sağlamtaş üzerinden akşam saatlerinde Şarköy'e girdik.Aslında İslam bey bize Sağlamtaş'tan sonra Evreşe üzerinden ana yola bağlanmamızı önermişti ancak oğlum Şarköy'ü çok görmek isteyince rotamızı değiştirdik.
Tekirdağ Şarköy arası yaklaşık 70 km ama yoldaki manzara o kadar güzeldi ki durup resim çekmekten  fazla mesafe kaydedemedik.
Gece yağması beklenen yağmur sebebiyle Öğretmen evine yerleştik.Hakikaten bütün gece ve ertesi gün öğleye kadar sağanak yağmur yağdı.Öyleki sokaklar dere oldu ve insanlar karşıdan karşıya geçemediler.
Şarköy öğretmen evinde Van'lı depremzede aileler kalıyorlardı.Delikanlılar hemen yanımıza koşup eşyalarımızı odaya taşımamıza yardımcı oldular.Çok zor durumdalardı.Küçükler okula gidiyor büyükler ve gençler inşaatlarda çalışıyorlardı.Akşam olunca koskoca aile bir odaya  doluşuyorlardı.15 Haziran da Van'a dönmek zorundalarmış, orada da kalacak yerleri olmamasına rağmen.Allah kimseyi evsiz bırakmasın gerçekten çok zor.
     Öğlen olmuştu biz hala Şarköy'deydik ve törene yetişmek için zamanımız iyice azalmıştı.Garajlardan otobüsüne binip saat 16.30 da   Gelibolu'ya geldik.Yağmur ince ince yağıyordu ve önümüzde 45 km yolumuz vardı.Hiç oyalanmadan yola koyulduk.Eceabat'a 20 km kala Trafik polisi bizi durdurup ilersinin çok kötü olduğunu söyledi.Dediği de çıktı biraz sonra indiren yağmur sanki bir afetti.Olan olmuştu yağmurluğa rağmen ıslanmaya başlamıştık artık durmanın bir faydası yoktu zaten Kabatepe yoluda taşan dereler yüzünden kapanmış İstanbul grubu çadırlarını su basınca orman idaresine sığınmıştı.Törende iptal edilmişti.Eceabat'a vardığımızda iç çamaşırlarımıza kadar ıslanmış ve ağırlığımız iki katına çıkmıştı.Zar zor bir pansiyon bulup çantalarımızda bulabildiğimiz en kuru kıyafetleri giyerek kendimizi en yakın lokantaya attık.Saat 21.00 olmuştu ama ancak masaya oturunca acıktığımızı farkettik.O gece nasıl uyuduğumuzu anlatmama gerek yok sanırım.
     Gökyüzü hırsını iyice almış olmalı ki ertesi gün bir tane bile bulut yoktu.Heykel 'de yapılan sembolik 19 Mayıs  törenini takiben arabalı vapuru ile Çanakkale'ye geçtik.Pansiyona eşyaları yerleştirip hala yaş olan bazı kıyafetlerimizi de asıp dışarı çıktık.Bu arada İstanbul grubundanda haber aldık geri dönüyorlardı.
Tesadüfen karşılaştığımız18 Mart bisiklet topluluğunun düzenlediği 20 km lik tura katıldık.
Akşam da aynı grup ile fener alayına eşlik ettik.Ardından sahilde yapılan havayi fişek gösterisini kordondaki bir çay bahçesinde içilen çaylar ve tatlı sohbetle noktaladık.
     Son günümüz olan Pazarı da 35 km uzaklıktaki Truva harabelerini ziyaret ederek geçirdik.
     Dışardan bakıldığında çok meşakkatli görünen bisiklet yoculukları için insanların hayretler içersinde kalmalarında doğruluk payı yok değil.Özellikle benim gibi 58 yaşına gelmiş biri için %7-8 eğimli 4-5 km lik rampaları o yükle nefes nefese çıkmak,sıcak altında, yağmurda,ters esen rüzgara karşı bisiklet sürmek hakikaten çok yorucu.Ancak ne hikmetse bunların hiçbirini hissetmiyorsunuz.Yolculuğunuzun her dakikası çok keyifli geçiyor.Döndükten sonra da aynı askerlik hikayeleri gibi yıllarca anlatıyorsunuz.Hayatınızda bir kere olsun böyle bir geziyi deneyin lütfen.
Bana hep destek olan sevgili eşime ve kızıma
Benim dibimden hiç ayrılmayan sevgili yol arkadaşım oğluma
Bizi yolcu eden ve sık sık arayan Çayyolu Korsanları grubuna
Ulaşımımızda hiç bir sorun yaşamadığımız Kamil Koç firmasına
Bizi evinde ağarlıyan Dinçer kardeşime ve rotamızı çizen İslam kardeşime
Eşyalarımıza yardım eden Van'lı depremzede gençlere
Bisikletlerimizi midibüsüne sığdırıp bizi Şarköy'den Gelibolu'ya götüren Şöför Ali Beye
Bizi çok güzel gezdiren 18 Mart Bisiklet Grubu üyelerine
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM

















BABA-OĞUL TURU 2. ETAP ÇANAKKALE-İSTANBUL(16-19 MAYIS 2013 )



Babalar ile oğulları 30 lu yaşlar geçildikten sonra ağabey kardeş gibi olmaya başlıyorlar.Hele bir de baş başa  seyahate çıkılırsa bir de bu bisiklet ile olursa.
Biliyorsunuz geçen sene aynı tarihte İstanbul'dan Çanakkale'ye gelmiştik bu sene devamı olarak 16.Mayıs 2013 perşembe sabahı saat 07.00 de Çanakkale otogardan yola çıktık.
İlk günkü yolumuz uzun olduğu için şehir merkezinde hiç oyalanmadan çevre yolundan Çanakkale'den ayrıldık.Biraz sonra 18 Mart grubundan Selim Ayvalı ile tanışıp Truva yol ayrımına kadar beraber pedalladık. Hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra vedalaşıp ayrıldık.
Öğle yemeğinde Ezine'de kendimize turun açılış şerefine acaip bir kasap köfte ve peynir helvası ziyafeti çektik.yolunuz Ezine'den geçerse ve de bu köfteyi yemezseniz vah size.Ha bir de koyun yoğurdunu  kaçırmayın.
O kadar yedikten sonra pedallayabilir misiniz tabi ki hayır.Şahane bir yer olan Öğretmenin yerine varır varmaz kendimizi hamaklara zor attık. Yarım saatten fazla kestirmişiz.Günümüz olsaydı burada bir gün kalırdık mutlaka.
Saat 16 biz Ayvacık'tayız.Hiç oyalanmadan Behram kale üzerinden Assos'a devam ettik. Assos'un iniş yolu Arnavut kaldırımı olduğu için yarattığı vibrasyon tüm yol yorgunluğunuzu alıyor.İnerken de çıkarken de yürümenizi tavsiye ederim çünkü bisikletinizin civataları gevşeyebilir. Yelken Pansiyonun sahibi bize bütün indirimlerden sonra bir de bisiklet indirimi yapınca denize sıfır bungalov odada kahvaltı dahil 50,-TL.sına (İki kişi ) kaldık.Akşam yemeğini liman içindeki lüks restoranda özel garsonumuz başımızda olarak yedik.
Kimsenin olmaması ve garsonun bisiklet turuna ilgi duyması avantajını kullanarak sadece 40,-TL hesap ödedik.Sakızlı kahvelerimizi de içip odamıza çekildik çünkü bir önceki gecemiz de yolda geçmişti.
2.GÜN:
Sabah 7 de bülbül sesleri ile uyanıp zengin bir kahvaltı yaptık.Alp'in kulakları çınlasın yağda yumurta 4 adetten oluşuyordu.Behram kaleye kadar bisikletlerimizi elde çıkarttık ve sahil yolundan Küçük kuyuya oradan da Altınoluk'a geldik saat 13 olmuştu.Bu arada Behram kale ile Küçükkuyu arasında şahane camping ve pansiyonlar var.Yolunuz düşerse keyifle kalabilirsiniz.Cuma namazını Çarşı camiinde,öğle yemeğini esnaf lokantasında kahveyi sahil çay bahçesinde derken saat 15 oldu.Hava kapatmaya yağmur bulutları toplanmaya başlamıştı
.Islanmamak için girdiğimiz benzinliğe arabanın çarptığı köpekte sığınmıştı ama ömrü oraya kadarmış.Sadık eşi yana döne onu arıyordu.Saat 17 gibi Burhaniye'de çaylarımızı yudumlarken garsonun meraklı sorularını da cevaplıyorduk. Ankara'daki otobüs şöförü de şaşkınlıktan bana 20 lira verseler bile bisikletle  tura falan çıkmam demişti.Akşam 19.30 gibi Ayvalık'taydık.Midye dolmacının tavsiyesi ile Çiçek pansiyona yerleştik.2 kişi 50 TL.Adı gibi çiçek gibiydi hakikaten denize mesafesi de 50 m idi.
Bizden sonra gelen ve sonradan aynı midye dolmacının gönderdiğini öğrendiğimiz 4 kişiyi beğenmediği için yer yok diye kabul etmedi.Akşam yediğimiz leziz ev yemeklerini sakızlı kahve ve hakiki meyveler ile yapılmış dondurma ile cilaladık.O bölgede dondurmanın olmazsa olmazı sakızlı dondurma.
3.GÜN:
Ayvalık'a gelinir de Ayvalık tostu yemeden gidilirmi?Tostçular çarşısında Hülya Avşar'ın hep gittiği Avşar Tost'ta yediğimiz tostlarımızı Sarımsaklı plajında yüzerek erittik.Öğlen ne çabukta olmuştu oysa 100 km civarında yolumuz vardı.Biraz pedallayıp Dikili kavşağında gerçek organik meyve kokteyli ile enerji depoladık.O coşkuyla saat 19 gibi Ali ağa'daydık.
Ali ağa turumuz esnasında gördüğümüz en kalabalık,en gürültülü,en pahalı ve kalitenin en düşük olduğu ilçeydi.Vasat bir pansiyon veya otel fiyatı kişi başı 50-60 lira idi.çok fazla sayıda meyhane,birahane ve pavyon vari gece klübü vardı.İlçe merkezinde vasat sayılabilecek bir otele yerleştik.Akşam yemeğinden sonra sahilde biraz yürüdük. İki yerde düğün vardı.Birinde kavga çıkmış olmalı ki polis gelmişti.Çalan iğrenç müzik bütün sahili rahatsız edecek düzeyde olmasına rağmen oynayanlar yorulup otururken masadakileri çekiştirerek piste götürüyorlardı.yeni kalkanlar önce nazlanıyor fakat kalkınca bir anda çılgın gibi oynuyorlardı.Bu sayede pistteki sayı hiç eksilmiyordu.
SON GÜN:
Saat 7.30 da kalkıp kahvaltıya indik.Tabaklarda birer adet karper peynir,tereyağ ve reçel vardı.Açlığımızı bastırıp 9.30 da yola çıktık.Bugün yaklaşık 45 km yolumuz vardı .10 km sonra çok güzel bir kır bahçesinde muhteşem bir kahvaltı yaptık . Saat 12 gibi İzmir'e girmiştik .Hava acaip ısınmıştı Karşıyaka'da bir parka zor attık kendimizi.Bir saat sonra Can Sarı geldi biraz sohbet , sahildeki bisiklet yolunda pedallama çarşı içersinde kumru ziyafeti ile sonlandı.
Ahmet Cemal Okyar ile buluşmak için vapur ile Alsancak'a geçtik.Kıbrıs Caddesinde bisikletçi arkadaşları ile oturduk. Kordon da son bir veda turu atıp otogardan 9 arabası ile Ankara'ya hareket ettik.
Otobüs Ankara'da evimizin önünden geçmesine rağmen sonradan konan anlamsız Melih Gökçek özel yasakları gereği Aşti'ye gidip 12km geri geldik.
Bu tur esnasında;
her şeyden önce bana eşlik eden biricik oğluma ,
kalbi pır pır etmesine rağmen bizi hep destekleyen canım eşime ve kızıma
Yol boyu rüzgar duası yapan ve sık sık beni arayan sevgili Pelin ve Alp'e
Teknik desteğini bizden esirgemeyen Aslı Bisiklet - Oktay Toprak kardeşime
Bizi çok rahat ettiren ve az da olsa bisikletçi indirimi yapan Assos-Yelken Pansiyon ve Ayvalık Çiçek Pansiyon sahiplerine çok ama çok teşekkür ederim.


HİÇ BİR ŞEY İÇİN ÇOK GEÇ DEĞİL.

              Başlarken bir hususu belirtmek istiyorum. Aşağıda yazdıklarım ve önerilerim sadece 60 yaş üstü emekliler içindir. Gençlerin ...