11 Nisan 2021 Pazar

 

YAPTIĞIM DEĞİŞİKLİK VE İLAVELER :

 

 









1- Top case : Sele altı bagaj bölmesi çok küçük olduğu için arkaya 32 litrelik Top case denilen çanta. 90,-TL.

 2- Ön cam: Ön rüzgardan bedenimi korumak için gerekliydi ve çok faydasını gördüm. Şimdi önden gelen hava kaskımın üstünden geçip gidiyor. Ön cam yakıtı biraz arttırdı ama olsun bence değer. Ayrıca kıyafetime böceklerin yapışmasını da önlüyor. Yağmurda da çok işe yarıyor. 100,- TL.

 


3- Dörtlü sinyal sistemi : Silifke bölgesinde bulunan tünellerde arkadan gelen araçların fark etmesi için mevcut sinyal lambalarıma ilave anahtar ve flaşör ile dörtlü sinyal sistemi yaptırdım. 80,- TL. Özellikle bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü tünel içinde yol boyunca sağ tarafta kırmızı sol tarafta beyaz led ışıklar bulunuyor sizin stop lambanızda kırmızı olduğu için fark edilmiyorsunuz. Dörtlü sistem turuncu yanıp sönen ışıkları ile sizi görünür kılıyor. Bu yüzden çok önemli.

 4- Sele tadilatı : Benzin deposu, tek parça olan selenin altında olduğu için benzin alırken arkadaki heybeyi veya çantayı yerinden alıp ondan sonra seleyi kaldırmam gerekiyordu. Bu yüzden seleyi kestirip iki parçaya ayırttım. Şimdi sadece öndeki parçayı kaldırıyor arkasındaki heybe veya çantayı indirmiyorum. Deri olan seleye dış etkenlerden korumak ve terlemeyi önlemek için file kılıf geçirdim. Tadilat 100,- TL. ve file 35,- TL.

 


5- Koruma demirleri : Çok şükür şu ana kadar hiç düşmedim ama kaporta parçaları plastik olduğu için önlem almam gerekiyordu ve servisinden orijinal koruma demirlerini aldım. 200,- TL.

 


6- Kilim desenli heybe : Nostaljik kilim desenli heybe pazar ve market alışverişlerinde olmazsa olmazım. 65,- TL.

 


7- Kilit ve alarm : Güvenlik önlemi olarak sağlam bir kilit ve uzaktan kumandalı bir alarm aldım. Kilit = 145,- TL. Alarm 150,- TL.

 

50 cc MOTORLARDA RODAJ VE BAKIM =

 

 RODAJ, Fransızca bir kelime olup 'alıştırma' anlamına gelmektedir. Yeni işlem görmüş ya da yeni üretilmiş bazı parçaların birlikte yapacakları ilk çalışmadaki uyum sürecini tanımlıyor.

 Rodaj genelikle araç motorunun açılması olarak kullanılsada lastiklerde ve frenlerde de geçerlidir. Yeni olarak aldığımız bir aracın motorunu,lastiklerini ve frenlerini tavsiye edilen sürelerde önerildiği şekilde kullanmamız ileriki günlerde çok daha iyi verim almamızı sağlar.

 50 cc motor için rodaj hız sınırları:

-    0-150 km arasında 30 km.

-150-300 km arasında 40 km.

-300-800 km arasında 45 km.

-800-1.500 km arasında 50 km.

Bu arada 5.000 deviride geçmemek gerekiyor ayrıca çok dik rampalarda yüklü olarak veya iki kişi ile kullanılması da önerilmiyor.

 BAKIM :

 İlk bakım 500 km de yapılıyor. Bu bakımda yağ değişiyor ve tüm vida ve parçalar tek tek kontrol ediliyor.

 İkinci bakım 1.000 km de yapılıyor ve sadece yağ değişiyor.

 Bundan sonra her 2.000 km.de bakıma giriyor ve gerekli kontroller yapılıyor.

 Benim motoruma 0.8 lt Castrol Power 1 , 10W-40 lık 4 zamanlı yağı koyuyorum ve 2.000 km.de mutlaka değiştiriyorum.


 Ayrıca sık sık lastik havalarını, zincir gerginliğini ve arka fren ayarını kontrol ediyorum.

 

 

 NEDEN 50 CC.LİK CUB MOTOR ALDIM.

 2011 senesinde bisiklet ile uzun turlar yapmaya başladım ve 2020 senesine geldiğimde Türkiye’nin ve Avrupa’nın büyük bir bölümünü bisikletimle gezmiştim. Bununla ilgili yol anılarımı ‘’kayapalancilar.blogspot.com’’ isimli bloğumda detaylı olarak anlattım.

 2020’nin ekim ayında hem diz kapağımdaki sıvı kaybını daha idareli kullanmak hem de yaşım gereği pek genç sayılmayacak bedenimi daha az yormak dolayısıyla daha uzun yıllar turlarımı yapabilmek için motorlu bisiklete ( Yuki Gusto 50 cc. )geçmeye karar verdim. Bu arada asla vaz geçemeyeceğim bisikletimi de E-BİKE yani pedal destekli bisiklet (Shimano steps motorlu Kron ETX-500 ) olarak değiştirdim. Bundan böyle uzun turlarda motorlu bisikletimi şehir içlerinde de bisikletimi kullanacağım.

 Motorum resmi kayıtlarda 45 km hız sınırlaması olan  motorlu bisiklet olarak geçiyor. Zorunlu trafik sigortasından ve MTV’den muaf, B ehliyeti ile kullanılabiliyor ve diğerleri gibi 2 yılda bir TÜV TÜRK’de muayene oluyor.

 17 inç jantlara ve 4 zamanlı, 4 vitesli yarı otomatik Euro-4 normlarında 50 cc.lik bir motora sahip. 3 litre kapasiteli deposu ile 150 ile 200 km arasında yol yapıyor. 50 cc lik motorların tamamı için geçerli olan 45 km.lik yasal hız sınırlaması bence de çok doğru olmuş. Diğer motorları kullanmadım ama benim motorum ile 40-45-50 km hızlarda çok keyifli ve rahat bir sürüş yapıyorsunuz. 80 hatta 90 km.ye kadar hemen çıkabiliyor ancak motor son derece güvensiz hale geliyor ve kuvvetli vibrasyon başlıyor. Bunun sonucunda da vidalarda gevşemeler plastik akşamlarda çatlamalar oluşuyor. İşte genel olarak genç kullanıcıların ortak şikayeti olan titreme ve vidaların gevşeyip dökülmesinin sebebi budur. Bu sebepten 50 cc motorları genç kardeşlerime pek tavsiye etmiyorum.

 Benim motorum şu anda 7.000 km.yi geçti ve ilk 500 km bakımındaki sıkma kontrolünden sonra ne bir tane vida gevşedi ne de titreşim oldu. 50 km.yi geçmediğiniz zaman motorun sesi de az oluyor. Her 2.000 km götürdüğüm bakımlarda sadece yağı değişti ki bu da sakin kullanmam sayesinde oldu. Kısaca sakin kullanabilecekseniz bu motorlar şehir içinde veya kısa mesafeli ulaşımlarda ihtiyacınızı karşılayacaktır. Ben Silifke-Taşucu bölgesinde yaşıyorum ve bu yöredeki köylülerin de tercihi benimkine benzer motorlar. Motorları günlük hayatlarında her işlerinde ( şehire,tarlaya,pazara hatta gezmeye ) uzun yıllar sorunsuzca kullanıyorlar bunun da sebebi çok sakin sürmeleri. Yorumlarda Çin malı olmasından dolayı yapılan eleştirileri pek fazla hak etmediğini düşünüyorum. Sonuçta belli bir teknoloji ile çok büyük sanayi tesislerinde bir ihtiyacı karşılaması için üretiliyorlar ve ciddi satış rakkamlarına ve pazar payına sahip. Üretimden tüketiciye kadar milyonlarca insan bu motorlardan ekmek yiyor. Bu motorların fiyatını da göz önüne alarak benim düşüncem kesinlikle olumludur. Alan ve alacak arkadaşlara keyifli sürüşler diliyorum.    

 

 

CUB MOTOR NEDİR ?

 

 


1-Cub motor nedir?

 Ben cub motor almadan önce uzunca bir araştırma yaptım ve iyice aklıma yattıktan sonra tercihim bu yönde oldu. Öncelikle tarihçesinden başlamak istiyorum.

 1958 yılında yarış motorları üreten Honda’nın sahipleri SOİCHİRO HONDA ve TAKEO FUJİSAWA Almanya’da üretilen moped ve scuterleri incelemiş ve ikisinin karışımı hem şehir içinde hem de kırsalda bozuk yollarada tüm dünyanın kullanabileceği bir motor yapmaya karar vermişler.O yıllarda pek fazla asfalt yol yokmuş.

 Cheap urban bike ( ucuz kırsal motoru )nun baş harflerinden oluşan CUB motor skuterdaki kayış,küçük tekerlek ve saç kaporta yerine sağlam çelik iskelet ( underbone motorcycle ),daha büyük lastikler,daha hafif plastik kaporta ve çok ekonomik yarı otomatik 4 vitesli motor ile donatıldı.

 Sonunda Honda e-type CUB 50 motorsiklet ortaya çıktı. Zamanla 70 ve 90 cc.lik modeller ile dünyayı kasıp kavurmaya başladı. Öyle ki Avrupa’da Vespa’yı bile geçti. Günümüzde süper Cub 125 modeli ile 100 milyon adet rakkamına ulaştı.

 Uzunca bir zamandır bu motorları sadece Honda değil birçok ünlü ve daha az ünlü markada üretiyor. Şu anda ülkemizde bütün yerli motorsiklet firmaları da Cub modelini üretiyorlar.

 Çin menşeyli olup ülkemizde üretilen Cub motorların hepsinin motorları neredeyse aynı, fark sadece kaporta ve üzerindeki far,sinyal,km saati bagaj gibi kısımlarında dolayısıyla motor yedek parçaları her yerde var ve çok ucuz. Hani eskiden yerli arabalar için parçası bakkalda bile bulunur derlerdi ya işte bunları da köylerdeki tamirciler bile onarabiliyor. Hem motor hem kaporta parçaları çok ucuz. Durum böyle olunca motorun fiyatı da neredeyse bisiklet ile aynı. Mesela ben motorumu Ekim 2020 de 7.000 liraya aldım. Ocak 2020 de almış olsaydım 5.000 lira ödeyecektim.

4 Nisan 2021 Pazar

NEDEN MOTOSİKLET ALDIM.


    2020 senesinin Ekim ayının son günlerinde uzun araştırmalardan sonra bir motosiklet almaya karar verdim. Çevremdeki herkesi şaşırtan bu kararım tabi ki mantıklı ve geçerli sebeplere dayanıyor. Şimdi sırayla bunlara bakalım.
   Son yıllarda sol dizimde oluşan sıvı kaybının daha az zarar görmesini sağlamak için 2019 senesinde pedal destekli e-bike aldım. Şehir içinde bu bisikletimi kullanıyorum. Uzun turlarıma sağlığım elverdikçe devam etmek istiyorum. Bu turlarım zorlu ve yorucu olabilir ancak verdiği huzur ve mutluluk bana her şeyi unutturuyor. Bisiklet,çantalarım ve ben toplamda yaklaşık 150 kg.lık bir ağırlık oluşturuyoruz ve bu yükü bacakların yani dizlerim taşıyor.Hem dizlerimi hem de kalbimi korumak için bundan sonra yapacağım uzun ve günlük turlarımı motosiklet ile yapacağım. Bu arada motorlu bisiklet demek daha doğru olacak çünkü 50 cc gücünde ve yasal hız sınırı 45 km. Şimdi sizlerin '' yakında daha güçlüsüne geçersin '' dediğinizi duyar gibiyim ancak ben pek öyle düşünmüyorum. Uzun turlarımda yavaş sürüp çevremdeki güzelliklerin tadını çıkartmayı çok seviyorum bu motoruda aynı şekilde kullanmaya kararlıyım. Sadece daha az yorulup terleyerek varış noktama ulaşacağım böylece hem orayı gezecek daha fazla zamanım hemde gücüm olacak. Bisiklet turlarımda bazen öyle günler oluyordu ki yorgunluktan çadırımı kuracak hatta yemek yapacak gücüm bile kalmıyordu. 
   Yeni tur arkadaşımla yaşadığım yol anılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. 

   

4 Şubat 2020 Salı

E-BİKE (Pedal destekli bisiklet )

 
Yaygın olarak '' Elektrikli bisiklet '' olarak adlandırılsa da bana göre '' elektrikli motoruyla pedal desteği olan bisiklet '' yani kısaca '' E-Bike '' konumuz. Her ikisini birbirinden ayırmamız gerekiyor.
   Elektrikli bisiklet sadece elciğini çevirmeniz ile hareket eden ve son zamanlarda görüntü olarak gerçek motorsikletlerden hiç farkı kalmamış araçlardır ki bunların arkasında bulunan plaka yerinde '' Elektrikli Bisiklet '' yazması zorunludur. Belli gücün üstünde olanlar için bazı yasal yaptırımlarda vardır ve bu yaptırımlar sayıları arttıkça daha da ağırlaştırılmaktadır. Sürücüleri de kask takmak zorundadır. İşin bu kısmı zaten beni ilgilendirmiyor.
   Öncelikle bana en çok sorulan sorunun cevabını vermek istiyorum. Bu kadar uzun ve zaman zaman zor yollarda ve ülkelerde turlar yaptıktan sonra neden e-bike'a geçiş yaptım ?
   1 - Avrupa'da yaptığım turlarda genç veya yaşlı pek çok bisikletçinin e-bike kullanması.
   2 - Özellikle işe gidip gelirken tercih edilmesi ve böylece terlemeden yorulmadan iş yerine varmak, orada duş alma problemini düşünmemek.
   3 - Benim yaş grubumdaki bisikletçilerin dizlerini ve kalplerini korumak istemeleri böylece daha uzun süre bisikletin keyfini sürebilmek.
   4 - Ben ne yarışçıyım ne de bir yerlere belli bir sürede gitmek zorundayım. Bisiklete bir hobi olarak biniyorum. Emeklilik hayatımda onunla çok güzel vakit geçiriyor ve hayal bile edemediğim yerleri gezip görüyorum. Genç de olsanız yüklü veya yüksüz bisikletle bir yokuş çıktığınızda nabzınız yükseliyor, nefes nefese kalıyorsunuz hatta bazılarınız çok dik rampalarda ara ara durup dinleniyor veya yürüyorsunuz. Rampalarda benim randımanım haliyle gençlere göre daha düşük oluyor .
   5 - Geç de olsa yıllar sonra tanıştığım ve asla vaz geçemeyeceğim bisiklet hayatımı uzatabilmek için yoluma e-bike ile devam etmeye karar verdim. Uzun zamandır günlük hayatımda , yurt içi ve yurt dışı turlarımda her yere e-bike ile gidiyorum.
   Yurt içi turlarımda pek sıkıntım olmayacaktır ancak yurt dışına giderken bisikleti değil ama sadece bataryasını uçağa almadıkları için Avrupa'nın belli noktalarına gidiş ve dönüşlerde tren veya otobüs kullanacağım.
   Birazda e-bike'ın özelliklerinden bahsetmek istiyorum.
   Shimano Steps'in  E-6002 motoru ve E-8010 - 504 WH 36 V. 14Ah.bataryası olan sistemini kullanıyorum.
   EKO , NORMAL ve HİGH olarak üç takviye seçeneği var. Ben genellikle eko modunu kullanıyorum
   Bir de WALK modu var. Bisikleti yürüme hızında destekliyor. Bu özelliği metro merdivenlerindeki bisiklet rampalarında veya arazide yol olmayan bir yerden elinizde iterek çıkmanız gerektiğinde çok işe yarıyor.
   Sistem siz sadece pedal çevirdiğiniz zaman devreye giriyor ve ihtiyacınız kadar size destek veriyor. 25,9 km ( yasa gereği bisikletin maksimum hızı 25 km.dir ) hıza ulaştığınızda devreden çıkıyor. Size ne kadar destek verdiğini göstergesinde çizgi şeklinde görebiliyorsunuz. Örneğin kırmızı ışıkta bekliyorsunuz yeşil yandı hareket ettiniz destek çizgisi en sona kadar çıkıyor ve yolun eğimine göre yavaş yavaş aşağı iniyor. Rampa çıkarken de aynı şekilde siz vites küçülttükçe aşağı iniyor. Düz bir yolda pedal cevirirken ayağınız nasıl boşta dönüyorsa e-bike da gerek düzde gerek rampada ayaklarınız adeta hep boşta dönüyor. Dolayısıyla ne terliyor ne de yoruluyorsunuz.
   Benim bisikletim tam şarj ile 100 ile 150 km arasında yol yapabiliyor. Bataryam 1.000 defa şarj edilebiliyormuş ancak bunun 500 den sonra % 80 ' ne  düşebileceği söyleniyor . Ben henüz o aşamaya gelmedim.
   Uzun turlarda sıkıntı olabileceğini düşünen olabilir ama bence 20-30 km sürdükten sonra bir yerde mola vereceksiniz veya öğle yemeği için duracaksınız ki burada bataryanızı şarja takabilirsiniz diye düşünüyorum. Uzun turlarda içiniz rahat olsun istiyorsanız benim de yaptığım gibi bir batarya daha satın alabilirsiniz.
   Bisikletimin toplam ağırlığı 23 kg. Normal bisikletim bagajları , çamurluk , sulukları ve ilave aksesuarları ile 18 kg geliyordu. Yedek batarya ile en fazla 10 kg ilave bir ağırlığınız olacak bunun bir kısmını bedeninizdeki ve çantalarınızdaki gereksiz ağırlıklardan kurtularak dengeleyebilirsiniz.
   Sonuç olarak e-bike'mdan çok memnunum ve iyi ki almışım. Keşke daha önce alıp bu keyfi yaşasaymışım. Hedefime yorulmadan ve terlemeden ( Lütfen bisikletçi kokar demeyin etrafımıza çok ayıp oluyor ) ulaşmak çok güzel bir duygu. Artık nereden gidersem daha az rampa çıkarım diye düşünmüyorum. Bu arada günlük hedef menzilim de uzadı.
   E-BİKE ile ilgili olarak bir şeyler yazmaya çalıştım umarım faydalı olur,
   Bence malımız ve paramız kendimize ait olabilir ama yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi paylaşmalıyız , hayat paylaştıkça daha güzeldir .

10 Eylül 2019 Salı

KATLANIR BİSİKLET

En iyi bisikleti bile alsanız zaman içerisinde üzerinde bir takım iyileştirme yapma ihtiyacı duyuyorsunuz. Bu aslında çok normal bir durum çünkü üreticiler  her malzemenin en iyisini yada en üst seviyesini koyamazlar. Zaman zaman arkadaslarımız kadro alıp kendi tercihlerine göre bisikleti toplasalarda onlar bile ilerleyen  zamanda daha üst seviye parçaları düşünmeye başlıyorlar. Kısaca bu işin sonu yok.
Katlanır bisikletler, esasen şehir içi kullanımı için üretilmiş küçük , hafif , manevra kabiliyeti yüksek , katlanınca az yer kaplayan aracınızın bagajında hatta arka koltukta taşıyabileceğiniz , otobüs , tren , vapur ve dolmuşa binerken size sorun çıkartmayacak harika bisikletlerdir. Normal bisikletlerin toplu taşıma araçlarına binişinin belli saatlerle sınırlandırılmasına karşılık katlanırlar için böyle bir şey söz konusu değildir.  Son bir kaç yıldır ülkemizde firmalar oldukça başarılı katlanır bisiklet modelleri üretmeye başlayınca kullanıcı sayısında ciddi artış oldu. Önceden her bisikletçide satılmaz ya da bir kaç tane bulunurken artık vitrinlerde veya ilk girişte yerini almıştı rengarenk katlanırlar. Bununla da kalmamış elektrikli modelleri de üretilmisti. Bazı bisikletçi arkadaşlar biraz daha ileri gidip uzun turlara çıkmaya başladılar. Bunlardan bir taneside benim.
2011 yılında başlayarak , 20" Dahon eco 7  ve Dahon 24" İOS-P-8 ile toplam 43.000 km yaparak Türkiye'nin bir çok yerini gezdim.
Katlanır bisiklet ile uzun tur yapılırmı?
Bu soru hep soruldu bana.
Yapılır tabiki neden yapılmasın. İnsanlar yürüyerek dünyayı geziyor. Bu konuda duayen kabul ettiğim Serkan Taşdelen kardeşimin Türkiye'de neredeyse gitmediği ilçe kalmadı katlanır bisikletiyle. İstenirse neden olmasın ancak bunun şartları var. Satıcıdan aldığınız haliyle de tura çıkarsınız ama çok sıkıntı çekersiniz. Öncelikle katlanır bisikletlerin taşıma kapasitesi 105 kg.dır. 80 kğ sizi düşünürsek geriye kalan 20 kğ yük için size yetmeyecektir. ( 5 kğ emniyet payı bıraktım.) Çözüm bisikleti güçlendirmenizdir. Bu da size 10 kğ daha kazandırır o kadar.  Katlanır bisikletler normal bisikletler kadar akıcı olmadıkları için uzun yolda bir de aşırı yükle size sıkıntı vereceklerdir.  Benim size önerim yanınıza aşağıdakilerin hepsini veya bir kısmını almanız olacaktır.
- çok az kıyafet
- çok hafif bir çadır , uyku tulumu ve mat
- belki ufak bir tas ve ocak ( çay kahve yapmak için )
( Bunların toplamı 5-10 kğ arasında olacaktır.)
Bisikletiniz katlanabildiği için iki şehir arasını araç ile de geçebilirsiniz.
Yaşadığım tecrübeye dayanarak ister 20" olsun ister 24" olsun asla 28" çelik kadro iyi bir tur bisikletindeki konforu ve rahatlığı yaşayamazsınız. Çünkü katlanır bisikletlerin çelik kadrolar gibi yoldaki titreşimleri emme özelliği olmadığı için gün sonunda yorgun düşersiniz. Ayrıca açıları ve ölçüleri de uzun tur için değil şehiriçi kullanıma göre hesaplanmıştır. Bu arada römork kullananlarada rastladım, farklı yorumlar yaptılar , ama ben şahsen denemediğim için bu konuda bir şey söyleyemeyeceğim.
En doğrusu bütün bunları yaşayarak görmenizdir.
  Birazda şu anda kullanmakta olduğum FLEXİ -109 modeli katlanır bisikletimde yaptığım değişikliklerden bahsedeyim. Çünkü zaman zaman bu konuda pek çok soru ile karşılaşıyorum.
Bu bisikleti 2018 de aldım. Yerli üretim bisiklet almamın sebebi artık Türkiye'de çok kaliteli bisikletlerin yapılıyor olmasından dolayı bu firmalara destek olmak içindir. Araştırıp karşılaştırma yaptıktan sonra bir süre de deneme sürüşü sonunda kendisiyle devam etme kararı verdim. Kullandıkça geçmiş tecrübelerim ve yaşayarak gördüklerim sonunda aşağıdaki değişiklikleri yapmaya karar verdim.
1. Orijinalinde yoktu , çamurluk taktırarak hem ayakkabı ve elbisem hem de bisiklet daha az kirlenir oldu.
2. Oğlumun önceki bisikletinden kalmıs ve artık kullanmadığı kızaklı çantası olan bagaj setinin yüksekliğini azaltarak monte ettim.
Günlük hayatımda pek çok işimi katlanırımla gördüğüm için gerektiğinde iki yandaki çantaları açarak rahatça alışverişimi yapabiliyorum. Bisikletimi bir yerde bırakmam gerekirse de bu çantayı kızağından çıkartıp yanıma alıyorum.
3. Büyük şehirin sıkıntısı olan hırsızlığa karşı zincirin yanında bir de uzaktan kumandalı alarm taktım. Bırakın götürmeyi parmağınızla dokunduğunuz anda çıkarttığı  yüksek sesi gerçekten çok etkili oluyor. Aynı zamanda gece çakarlı geri lambası olarak da kullanıyorum.

4. Öne taktığım1200 lümen gücünde ayrı  bir  batarya ile çalışan far oldukça etkili.
5. Gidonun altında özel yerine monte ettiğim clickfix'e  küçük bir ön çanta takabiliyorum.
6. Suluk için vida yeri olmadığından kelepçeli ve ayarlanabilir suluk kafesini gidon boğazına monte ettim. Daha pratik oldu çünkü diğer türlü su içmek için durmanız gerekiyordu. Altındaki ayar vidası da iyi düşünülmüş. Buraya kahve bardağı koyduğum da oluyor.
7. Tur bisikletimde alışınca buna da Brooks sele takarak çok rahat ettim.
8. Bisikletin elcikleri eldivene rağmen ağrı yapınca yanları da ( barentleri ) olan elcik taktım. Dünya varmış.
9.Katlanırların en büyük sorunu rublenin 28 li olması. Bunun yerine 11-34 ruble takarak yokuşları daha keyifli hale getirdim.
Bu arada aktarıcı yere çok yakın olduğu için koruma demiri taktım.
10. Gidonumu  bir zil , telefon veya mp3 taşıyıcı ve geceleri ışığı yanan km saati ile daha sevimli hale getirdim.

11. Malum daha çok şehir içinde bindiğim için telefonumun tüm fonksiyonlarını kullanıyorum. Bu yüzden çok kaliteli ve sağlam bir telefon tutucu da gidonda yerini aldı.
12. Ayna olarak daha kullanışlı olduğuna inandığım gözlüğe takılan ayna kullanıyorum.
13. Katlanır bisikletlere binerken ve inerken ayakkabı ister istemez kadroya çarpıyor ve boyaya zarar veriyor. Bunun için de Muğla ziyaretim esnasında Feridun bey kardeşimin hediye ettiği koruyucuyu oraya koydum.
14. Yolda oluşabilecek arızalar için gerekli malzemeler hatta pompa bile sele altindaki çantaya sığdı.

 15. Bu bisikleti aldığım zaman üstünde Schwalbe Kojak lastikler vardı. Ben daha önce 24" katlanırımda da aynı lastiği kullanmıştım. Çok akıcı zor patlayan sırtı düz olmasına rağmen hiç kaymayan muhteşem bir lastik. Ancak yollardaki camlara karşı yapabileceği bir şey yok. Birde lastik ölçüsü 20 X 1.25 olduğu icin iç lastik çok zor bulunuyordu ( aldığım dönemde, belki şimdi öyle değildir.) Bu yüzden lastiklerimi ömrünü tamamlayınca Schwalbe maraton green quard performance 20 X 1.50 ile değistirdim. Belki akıcılık ve ağırlık olarak biraz farketti ama en yüksek koruma seviyesi sayesinde çok rahat ettim.
Bisikletimin donanımı Shimano Sora set olduğu için hemen bir değişiklik düşünmüyorum. Değişim zamanları gelince daha üst seviyelerini takarım belki. Jant ve tellerimi beğeniyorum şimdilik bir sıkıntı yok ama değişim zamanı gelirse tabiki DT-Swiss takım ile değistirebilirim. Göbeklerde gayet başarılı ama onlarda ömrünü tamamlayınca XT olmalı derim.
Sonuç olarak bu iş dipsiz bir kuyu gibi. Eskiden üzerindeki parçalar gerçekten sıkıntılıydı ama artık öyle değil hepsi kendi ölçülerinde oldukca iyi bu yüzden parçaları hemen değil ömrünü doldurdukça değiştirin. Hepinize sağlıklı günler keyifli sürüşler dilerim.