Başlarken bir hususu belirtmek istiyorum. Aşağıda yazdıklarım ve önerilerim sadece 60 yaş üstü emekliler içindir. Gençlerin yazdıklarımı dikkate almayacağını düşünüyorum çünkü onların motosikletten beklentileri bizlerden oldukça farklı. Orson Welles'in dediği gibi " I know what it is to be young, but you don't know what it is to be old " yani " Ben gençliğin nasıl olduğunu biliyorum ama sen yaşlılığın nasıl olduğunu bilmiyorsun."
2011 senesinde oğluma bisiklet alırken hiç aklımda yokken bir tane de kendime aldım. Önce yakın çevremde bindim daha sonra biraz daha uzaklara gitmeye başladım. Artık emekli olabilirdim çünkü hayatımın bundan sonrası için çok güzel bir hobi buldum. Yeni hobim hem keyifli hem de sağlıklıydı. Bazen tek başıma bazen de bisikletçi arkadaşlarımla önce Türkiye'nin sonra da Avrupa'nın bir çok yerini tamamen bisikletle gezdim. Bu gezilerimi aynı bloğumda bulabilirsiniz
2020 senesinde, mesleğimin hediyesi olarak dizlerimde oluşan rahatsızlık sebebiyle ortopedi doktorum bisikletle uzun turlara çıkmamı yasakladı. Elektrik destekli bir bisiklete sadece şehirde binmeme izin verdi. Şehir içinde kullandığım katlanır bisikletime Bursa'da bulunan Alba firmasında elektrik destek sistemi taktırdım. Bir elektrik motoru ve bataryadan oluşan sistem ben pedal çevirdikçe devreye girip sadece ihtiyacım kadar destek veriyor. Şehir içinde bisiklet sürmek de çok keyifli olsa da uzun turlarda aldığım keyif bir başkaydı.
Yaz aylarını geçirdiğim Silifke'de herkes motosiklete biniyordu. Ben de yerli malı ( piyasada Çin malı da diyorlar ) 50 cc hacminde Cub tarzı bir motosiklet alıp uzun turlarıma devam ettim. Türkiye'nin pek çok yerine gittim.
Bu arada profesyonel destek alıp hem kurallara uygun motosiklet kullanmayı öğrendim hem de gerekli kıyafetleri ( Kask, eldiven, koruyuculu mont, dizlik ) aldım. 50 cc motorlar B sınıfı araba ehliyeti ile kullanılabildiği için her hangi bir eğitim almanız yasal olarak zorunlu değil ama ben yine de size mutlaka ciddi bir sürüş eğitimi almanızı öneririm.
2023 senesine geldiğimde hem motosikletin özelliklerini hem de sürüş kurallarını oldukça iyi derecede öğrendiğim için biraz daha güçlü bir motor almaya karar verdim ve uzun araştırmalar sonunda Hindistan malı TVS marka 125 cc hacmindeki motorumu aldım. Bu motoru sürebilmem için ayrı bir ehliyet gerektiğinden Silifke'de bulunan ciddi bir sürücü okulunda 2 haftada 8 saat sürüş eğitimini tamamlayıp sınava girerek A-1 sınıfı motosiklet ehliyetimi aldım. İlk motosikletimi aldığım günden bu yana uzman sürüş eğitmenlerinin Youtube'da paylaştıkları motosiklet videolarını izliyorum. Bunlardan pek çok şey öğrendim ayrıca hem bedava hem de gerçekten çok faydalı oluyor. Almayı düşündüğünüz motosikletin tüm özelliklerini artlarını ve eksilerini de youtube'dan öğrenebilirsiniz.
Emeklilik günlerimde bisiklet ve motosiklet hayatıma hem renk kattı hem de mutluluk kaynağım oldu. Her sene yaz başında Silifke'ye giderken motoruma kavuşmanın heyecanını yaşıyor, yapacağım turların planlarını yapıyorum. Arabadaki eşyaları eve taşır taşımaz ilk işim komşumun garajında duran motorumun aküsünü takıp gerekli kontrolleri yaptıktan sonra çalıştırmak ve gezintiye çıkmak oluyor.
Bisiklet ve motosikletin, benim hayatımın son baharında hem fiziksel hem de ruhsal sağlığıma olumlu yönde pek çok etkisi oluyor. Bunu destekleyen pek çok bilimsel çalışma, makale ve araştırmalar var.
Bisiklet ve motosiklet hayatıma girdikten sonra arkadaş çevrem de genişledi. Türkiye'nin pek çok yerinde hatta Avrupa'da bir sürü ahbabım oldu. Motorumun üstündeyken insanların bana bakışı ve ilgisi çok farklı oluyor. Hiç tanımadığım kişiler ikramlarda bulunuyor, evlerinde misafir etmek istiyorlar. Daha sonrasında da iletişimimiz devam ediyor. Tekrar aynı yerden geçeceğimi duyarlarsa ve de uğrayamazsam alınıyorlar. Arabam ile seyahat ederken bunların hiç biri olmuyor. İki tekerin enteresan sihirli bir çekim gücü ve dünyası var.
Ben motosikletin diğer aktivitelerden illa daha iyi bir alternatif olduğunu ve sizi daha sağlıklı ve aktif tutmanın en etkili yolu olduğunu iddia etmiyorum. Sadece seçeneklerden biri ve benim içinde geçerli olanı olduğunu söylemek istiyorum.
Araba hayatımızın vaz geçilmez bir parçasıdır ancak motosikletin de yeri ayrıdır. Arabayı sürerken fazla bir efor harcamanıza gerek yoktur. Özellikle uzun yolda mola verdiğinizde arabanızdan her yeriniz uyuşmuş olarak inersiniz.
Ancak motosiklet böyle değil. Onu sürerken tüm vücudunuzu ve beyninizi kullanıyorsunuz. Sürekli çok dikkatli olmak zorundasınız. Motosiklette 3 saniye kuralı diye bir şey vardır. Daima 3 saniye sonrasını hesap etmeniz gerekir.
-Viraja girerken karşıdan benim şeridimde araç gelebilir mi?
- Önümde giden araç sinyal vermeden döner ya da sollar mı?
-Yan yoldan gelen araç durur mu yoksa beni görmez ya da adam yerine koymaz yola çıkar mı?
-Duran araçların arasından dalgın bir yaya ya da çocuk yola fırlar mı ?
-Sağda duran araçlardan birisi aniden kapısını açar mı?
gibi gibi.
3 saniye içinde ne kadar çok şeyi düşünmemiz gerekiyormuş gördünüz mü ? Buna motosiklet kültüründe yolu okumak deniyor. Araba kullanırken de bunlar geçerli ama arabada sizi koruyan bir kaporta ve hava yastıkları var. Motorda kaporta sizin vücudunuz ve koruyucu kıyafetlerinizdir.
Araba kullanırken sağ ayağınız gaza veya frene basar ( artık pek çok araçta hız sabitleyici ( cruze control ) var yani gaza basmanız gerekmiyor. Sol ayağınız ara ara debriyaja basıyor, aracının otomatikse ona da gerek kalmıyor. Yakında yeni nesil yapay zekalı araçlar çıkınca bunlara bile gerek kalmayacak.
Motosiklet kullanırken sağ eliniz gaz ve fren kolunda, sol eliniz debriyajda, sağ ayağınız fren , sol ayağınız vites pedalında sürekli faaliyette olmak zorunda. Ayrıca hepsi birbiriyle koordineli hareket etmek zorundadır, karşıdan gelen rüzgar da sizi sürekli uyanık ve enerjik tutar. Motosiklet beyindeki depomin ve serotonini harekete geçirir. Motosiklet sürmek size özgürlük hissi ve keyfi verir.
Günümüzde sadece şehir merkezlerinde değil küçük kasabalarda bile park yeri bulmak zorlaştı. Motosikletiniz varsa bu hiç sorun değil bulduğunuz dar bir yere bile park edebilirsiniz. Arabanızı bir esnafın önüne park edemezsiniz ama motorunuzu hem park eder hem de göz kulak olmasını rica edebilirsiniz. Bundan memnun bile olur çünkü bu sayede oraya araç park edemeyecektir. Döndüğünüz zaman esnaf kardeşim sizden motorunuz hakkında bilgiler de alır hatta çay bile ısmarlayabilir. Ben bu durumu o kadar çok yaşıyorum ki. Arabanızla bir AVM'nin otoparkına girdiğinizce dakikalarca tur atıp, kat kat aşağıya inip yer ararken, motorunuzu çarşı giriş kapısının önündeki motosiklet park alanına kolayca bırakabilirsiniz. Araba ile yaptığınız her şeyi motor ile yapabilirken, motor ile yaptığınız her şeyi arabanızla yapamazsınız. Bunlar ufak detaylar gibi görülebilir ama siz özgürleştikçe ne kadar farklı olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Trafik sıkıştığında( özellikle sabah ve akşam saatlerinde ) veya yolda kaza ya da tamirat çalışması olduğunda araçlar beklerken siz sıranın başına geçebilir veya yolunuza devam edersiniz.
Motosikletinizi günlük işlerinizde kullanmak çok zevkli iken uzun turlara gitmek ve şehirler arası özellikle kırsal yollarda sürmek çok daha bir zevklidir. Günler öncesinden turun planlarını yapmak, eşyaları hazırlamak, motoru yükleyip yola çıkmak benim için tarif edilemeyecek kadar keyifli oluyor.
Bana zaman zaman turları yapmak için parayı nereden bulduğumu soruyorlar. Bu turları yapmak için çok fazla maddiyata gerek yok, çünkü ister kurumların, belediyelerin ya da spor tesislerinin misafirhanelerinde, özel pansiyonlarda; isterseniz çadırınızla doğada kalabiliyor, lokantada yiyebiliyor ya da marketten malzeme alıp kendiniz yemeğinizi yapabiliyorsunuz. Tercih sizin. Neredeyse tüm arkadaşlarım sigara içiyor, ben 29 sene önce bu illetten kurtuldum. Onların bir yılda sigaraya verdiği ( 2024 senesi rakamları ile ) 40.000 - 50.000 liranın yarısından biraz fazlası ile ya da haydi abartalım tamamı ile, yazın bir sürü tur yapıyorum. Motorum da 100 km.de 1,6 litre benzin tüketiyor yani arabanızın bir depo benzini ile ben 2-3 bin km. yol yapabiliyorum.
Piyasada değişik 50 cc'den 2.000 cc'ye kadar motorlar var. Gençlere ve orta yaştakilere söyleyecek bir sözüm yok ancak benim gibi emekli kardeşlerime önerim maksimum 250 cc.ye kadar olan küçük hacimli motorları tercih etmeleri. Özellikle genç kardeşlerim genellikle kendi bildikleri gibi hareket ettikleri için kurallara pek uymuyor ve yapılan uyarıları da dinlemiyorlar. Ne söylerseniz ne kadar örnek verirseniz verin onlar bildiklerinden şaşmıyor. Bizler de zamanında aynıydık.
Motor hacminiz ne olursa olsun, ister şehirde, ister köyde, ister kırsalda kullanın kaskınız, eldiveniniz ve koruyucu kıyafetleriniz olmadan asla ama asla 10 m bile gitmeyin bu birinci ve ana kuraldır. Kazaların %30'u 25 km ve daha altı hızdayken oluşmuştur.
Özellikle Ankara veya İstanbul'da yaşıyorsanız kesinlikle motosiklet değil bisiklet tavsiye ediyorum. Onu da sadece bisiklet yollarında kullanmanız şartıyla. Bunların dışında şehirde veya kasabada yaşıyorsanız ve sadece çarşıya, pazara giderken kullanacaksanız scuter tarzı motorları öneririm. Bu motorlar otomatiktir, inmesi binmesi çok kolaydır, bu yüzden de şehir içinde çok pratiktir ve sürmesi çok kolaydır. Ayrıca sadece bu motorlarda bacaklarınızın arasındaki bölüme torba veya paketlerinizi koyabilirsiniz. Motorunuzu sakin kullanır, zorlamaz ve özellikle gençlere vermezseniz, bakımlarını da düzenli yaptırırsanız Çin malı olmalarının hiç önemi yok, yıllarca keyifle kullanırsınız çünkü bunlar belli bir teknoloji ve araştırmalar sonucu üretilmişlerdir. Ben 50 cc.lik Çin malı Cub tarzı motorumla hiç sıkıntı çekmeden Türkiye'yi dolaştım. Scuterler alırken de, kullanırken de işletme maliyeti olarak ( tamiri ve yedek parçası ) ucuzdur. Ayrıca 50 cc. hacminde olan motosikletlerin daha büyük hacimli olanlara göre bazı avantajları da vardır.
1- Alırken bayi tarafından 100 cc.ye yükseltilerek normal motor gücüne ulaşırlar.
2- B- ehliyeti ile kullanabilirsiniz, ayrıca motosiklet ehliyeti almanıza gerek yoktur.
3- Zorunlu trafik sigortasından muaftırlar. Oysa ki en küçük hacimli olan 125 cc'lik bir motosiklet sigortası için yıllık 6.000,- TL , MTV için 1.000,- TL.( 2024 yılı sonu rayici ) ödemeniz gerekiyor.
Motorunuzu sadece şehir içinde kısa mesafelerde değil de benim gibi hem şehirde hem de uzun mesafeli yollarda, yayla yollarında ve yüksek dağ çıkışlarında kullanacaksanız 125 cc ile 250 cc arasında scuter değil de, daha büyük tekerlekleri olan bir motosiklet almanızı öneririm. Scuterlar lastikleri küçük olduğu için uzun yolda çok güvenli değildir. 250 cc hacminden daha büyük hacimli motorları bizim yaş grubu için sıcak bakmamamın sebepleri şunlardır.
1- Motorların hacmi büyüdükçe öncelikle ağırlıkları ve hacimleri artar ve bizim zapt etmemiz zorlaşır.
2- Şehir içlerinde kıvrak değildir, sürmesi ve inmesi, binmesi daha zordur.
3- Ağır olduğu için uzun yolda daha fazla yorar.
4- Yakıt giderleri, bakımı ve parça maliyetleri çok daha yüksektir. Ayrıca tamirini her yerde yaptıramazsınız.
5- Pahalı ve büyük hacimli bir motoru gece her yerde bırakamazsınız ama küçük hacimli motorunuzu sağlam bir kilit ile her yerde bırakabilirsiniz.
Motosikletiniz ile araziye girecekseniz kros tarzı ( bu motoru da size tavsiye etmem çünkü arazide düşme ihtimali daha yüksektir), uzun yola gidecekseniz de Enduro tarzı bir motosiklet almanız gerekir. Ancak her ikisini de şehir içinde kullanamayacağınız için bir de scuter'a ihtiyaç var. Kros ve Enduro motorlar çok pahalıdır. Sadece hafta sonları iyi havalarda kullanmak için biz emeklilerin böyle motorlar almasına bence değmez. Her gün motor kullananlar arasında yapılan araştırmalara göre Kros ve Enduro motorların kullanım oranı % 12 olarak çıkmıştır. Yani motor kullanımının % 78 şehir içinde yapılmaktadır. Benim önerim 125 cc. ile 200 cc. arasında naked tarzı bir motor almanızdır. Bununla hem gündelik işlerinizde hem de uzun turlarınızda asfaltta da bozuk yollarda da seyahat edebilirsiniz. Bu önerilerimin sadece emekli kardeşlerim için olduğunu tekrar hatırlatmama gerek yoktur umarım.
Ben yaşlıyım ve sağlık problemlerim var motosiklete ya da bisiklete binemem diye düşünmeyin. Doktorunuz ile görüşün eğer ciddi bir engeliniz yoksa hiç tereddüt etmeyin kesinlikle çok keyif alacaksınız. Arkadaşlarınızın size bakışları da değişecektir. Belki onlara da vesile olacaksınız.
Bu konuda örnek olarak aldığım ve yaşıtım olan insanlardan bahsetmek istiyorum. Kendileri hakkında çekilmiş videoları youtube'da izleyebilirsiniz.
1- Osman Gürsoy: Kendisi Ordu'lu. Gençliğinde İngiltere'de garson olarak çalışırken Vespa marka, sadece 6 beygir gücünde bir scuter alıp İngiltere- Türkiye arasında 19 kere gidip gelmiş, emekli olana kadar dünyayı 5 kere turlayacak kadar yol yapmış. Gitmediği ülke kalmamış. Kendisini 2020 senesinde 85 yaşında kaybettik.
2- Urfa'da Hasan Parmaksız. 1952 model motosikletiyle 30 yıldır dünyayı ülke ülke gezmiş. Yabancı diller öğrenmiş, terzilikle başlamış, udçuluktan sonra motorculuğa geçmiş. Şu anda Urfa'da yaşıyor o tarafa gidersem mutlaka uğrayıp tanışacağım.
3- Ümmet Perkitan. Namı diğer özgür ruh. 1957'de Manisa'da doğmuş bir arkadaşım. Yılın yarısında aşçılık yaparak yarısında da motosikleti ile Türkiye'yi gezerek hayatını yaşayan bir yoldaştı. Ne pahalı bir motoru ne de pahalı kıyafetleri, malzemeleri vardı. 125 cc.lik yerli motoru sadece bir kere rektifiye olmuş. 35 kere Türkiye' yi dolaşmış. Maalesef yakın zamanda kendisini kaybettik.
Bunların üçü de kısıtlı imkanlarla, küçük motorlarla büyük işler başarmışlar ve hayallerini gerçekleştirmişler. Demek ki isteyince oluyor.
4- Youtube'da 70-80 yaşlarında bir sürü yabancı insan var hala motora binen ve turlara giden. Bunların videolarını seyrediyor hepsinden bir şeyler öğreniyorum. Özellikle Zafer Akçay'ın videoları gerçekten çok faydalı. Motosikletçinin kamerası ile kaydedilmiş kazalardaki hataları inceleyip doğrusunu anlatıyor.
Günümüzde her şey 20-30 sene öncesine göre çok farklı. Motosiklete olan ilgi özellikle pandemiden sonra çok arttı ve artmaya devam ediyor. Türkiye'de ithalatçı firmalar yeni yeni motosikletleri getiriyor. Yerli üreticilerimiz inanılmaz güzel modeller çıkartmaya başladılar. Motosiklet üretimi artınca bunların yan sanayisi olan ( yedek parça, aksesuar, kıyafet, kask, vs. ) ürünleri üreten firmalarda çoğaldı. Bu firmaların bazıları Avrupa'ya bile ihracat yapacak kadar kaliteli üretim yapıyor. Araç sürücülerinin motosikletlere bakış açıları da değişti çünkü pek çoğu motosiklet de sürmeye başladı. Ülkemizde güvenli motosiklet sürüş eğitimi veren kurumlar da çoğaldı.
Siz motosiklet alma kararı verdiğiniz zaman ilk tepki ailenizden sonra çevrenizden gelebilir. Bu sizi yıldırmasın. Gerekirse onları güvenli motosiklet eğitimi veren kurumlara ve hocalara götürün eminim ikna olacaklardır. Ayrıca bu hocalar size en doğru motor seçiminizde de yardımcı olurlar.
Motosiklet asla bir hız veya güç gösteri aracı değildir. İki nokta arasında rahat ve güvenli gitmemiz için yapılmışlardır. Motosiklet kazalarının çoğunu gençlerimiz, yüksek hacimli büyük motorları ile yapmışlardır. Motosiklet camiasında isimlerin başına eklenen tek teker lakabı çok yaygındır. Oysa ki bizim kullandığımız motosikletler böyle saçma hareketler yapalım diye üretilmemiştir. Yollarımız da hızlı araç kullanmaya uygun değildir. Hız yapmak için üretilmiş özel motosikletler ve bunların kullanılacağı güvenlik önlemleri alınmış pistlerimiz vardır. Belli kuralları yerine getirdikten sonra buralarda dildiğiniz gibi hız yapabilirsiniz.
Grup halinde yapılan toplu sürüşlerde şayet ciddi ve kalıcı kurallar konmamışsa sürücüler arasında " kim daha hızlı veya kimin motoru daha güçlü " gibi çok saçma konuşmalar olabilir. Siz siz olun böyle bir hataya asla düşmeyin. Bu güne kadar büyük hacimli ve hızlı motosiklet sahibi olup da kaza geçirmemiş olan çok az insan vardır.
Bana da arkadaşlarım zaman zaman daha büyük, daha güçlü motor almamı söylüyorlar. Ben bunlardan hiç etkilenmiyorum. Çünkü daha büyük motora asla ihtiyacım yok ve olmayacak da. 125 cc.lik motorum benim ve yaptığım turlarım için fazlasıyla yeterli ve çok daha güvenli. Ayrıca benim bir yere yetişmeye veya daha hızlı gitmeye hiç ihtiyacım yok ki. Çünkü zamanım çok bol yani acelem yok. 200 km.lik bir yolu yarım günde de gidebilirim 2 günde de. Muğla'da bisikletçilik yapan ve Tüm Türkiye'yi bisikletiyle dolaşmış olan arkadaşım Serkan Taşdelen'in çok beğendiğim bir sözü var. " Önemli olan varmak değil, yolda olmaktır " der. Buradan kendisine selam olsun. Ben de aynı düşüncedeyim. Çünkü motosikletin bütün keyfi yolda onu sürerken yaşanır. Hedefinize nasıl olsa varırsınız ve o anda her şey biter. Çok lezzetli bir yemek sadece ağzınızın içindeyken size haz verir, onu yuttuktan sonra artık her şey bitmiştir. Motorda da tüm keyif onu sürerken, gaz kolunu çevirirken, egzozdan çıkan sesi dinlerken, rüzgarı hissederken ve çevredeki güzellikleri seyrederken alınmaz mı?
Bir başka hususu da bilmenizi istiyorum. Avrupa'da olduğu gibi ülkemizde de araçların hızları çok sıkı bir şekilde denetleniyor ve cezalar oldukça yüksek. Motosikletlerin hız limitleri araçlardan daha düşüktür. Örneğin şehir içi hız limiti 50 km. dir. Şehirler arası çift yönlü karayolunda 80 km. bölünmüş yollarda 90 km. Oto yollarda ise 100 km. dir. Yani büyük ve güçlü motor da alsak , benim gibi 125 cc.lik motor da alsak yapacağımız hız en fazla 80-90 km olacaktır. Yani güçlü ve pahalı motor da alsanız düşündüğünüz hızı yapamazsınız. Diğer taraftan araçlar için 50 promil olan alkollü araç kullanma sınırı motosikletler için 25 promildir.
Sonuç olarak motosiklet muhteşem bir ulaşım aracıdır, aynı zamanda bizim yaş grubu için çok iyi bir yol ve sohbet arkadaşıdır. Sizi sabırla dinler ve nereye gitmek isterseniz itiraz etmeden götürür. Konuşulanlar kesinlikle aranızda kalır. Ben özellikle uzun yolda tek başıma seyahat ediyorsam ara ara motorumla sohbet de ederim.
60 yaş ve üstü için önerdiğim motorlar aşağıdadır.
![]() |
Şehir içi için Scuter motosiklet |
![]() |
Hem şehir içi hem de şehir dışı için en kullanışlı motor. |
![]() |
Hem şehir içi hem de şehir dışı için en kullanışlı motor. |
![]() |
Kros motoru yani arazi motoru. Bunu size hiç tavsiye etmem. Asfalt yolda çok rahatsız arazi de bizler için çok tehlikelidir. |